Düğmenİn İlgİnç Tarİhİ Yolculuğu

İnsanın sosyal bir varlık olarak kendinin farkında olması ve medeniyeti inşa etmeye başlaması ile birlikte, giyinmek sadece bir ihtiyaç olmakla kalmayıp aynı zamanda bir statü göstergesi haline geldi.
Düğmenİn İlgİnç Tarİhİ Yolculuğu

DÜĞME HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Giysilerde kullanılan kumaş, renk, ölçü, baskı ve stil kadar kıyafeti tamamlayıcı bir öğe olarak düğmeler de o statüden nasibini aldı.


Kıyafetlerin hemen hemen hepsinde bulunan ve artık giysiyi sabitlemek ya da tamamlamaktan ziyade o giysiye tarz katan bir ölçüt olan bu minik nesneler, birbirinden farklı tasarımlara sahip olmalarının yanı sıra, tarihleri göz önüne alındığında kültürel bir değere de sahipler.


Peki, küçük ama kıyafet tasarımında önemli bir noktada olan düğmeler tam olarak ilk ne zaman kullanılmaya başlandı? Düğmeler kullanılmadan önce insanlar giysileri sabitlemek için ne kullanılıyorlardı?


Düğmenin İcadı


Düğmenin İcadı

Perspektifimizi tarih öncesine çevirecek olursak, düğme henüz icat edilmeden önce insanlar giysilerini sabitleyebilmek için iğneleri, deri bağcıkları ve kemerleri kullanıyorlardı. Zaman içerisinde bunlar yerini düğmeye bırakmıştır. Fakat düğmelerin tutturucu olarak kullanılabilmesi için öncelikle düğme deliğinin tasarlanması gerekiyordu. Yapılan araştırmalar ilk düğme ilikleme sisteminin 13. yüzyılda Almanya’da ortaya çıktığını gösteriyor. Buna karşın bilinen en eski düğme ise Pakistan’ın Indus Vadisi’nde bulundu. Kavisli bir kabuktan yapılmış ve yaklaşık 5000 yaşında olan bu düğmeler sanılanın aksine kıyafetleri sabitlemek ya da tutturmak için değil dekoratif bir öğe olarak kullanılıyorlardı.


Elbette ki düğmenin tarihsel yolculuğu bu kadarla sınırlı değil. Antik Roma’dan Orta Çağa kadar düğmeler her dönemde biraz daha anlamlı hale gelmiş ve kullanımı artmıştır.


Antik Roma


Antik Roma’da giysiler için tutturucu olarak broşlar, tokalar ve düz iğneler kullanıldığı gibi düğmeler de bilhassa dökümlü kıyafetler için ve dekoratif amaçlı kullanılıyordu. Bu arada kullanılan pimler değerli kumaşlara delikler açıyordu. O yüzden bazı tasarımcılar o dönemde bu pimleri kullanmak yerine kumaşı bağlamayı tercih etmişlerdir. Tüm bu sebepler düğme kullanımını önemli hale getirse de henüz düğmeye geçiş yapılmamıştı. Pimler yerine bir alternatif olarak fibula icat edilmişti. Bu küçük alet bildiğimiz manadaki çengelli iğnenin ilk ve modern örneğidir. Ancak bu tasarım da yeterince kullanışlı olmadığından 19. yüzyılın ortalarında Amerika’da yeniden ortaya çıkana kadar unutulmuştur.


Orta Çağ


Düğmenin İcadı Orta Çağ

Düğmenin önemsenmeye ve asıl kullanılmaya başlandığı zamanlar Orta Çağ’a denk gelmektedir. O dönemde bilhassa zenginler arasında popüler hâle gelen düğme gittikçe yaygınlaşmıştır. Bu arada 11. yüzyılın ortalarına gelindiğinde kıyafetler artık daha dardı. Bu nedenle o dönemde düğmeler özellikle kadın kıyafetlerinde vücut hatlarını daha çok ortaya çıkarmak için kullanılıyordu.


Kullanımı yaygınlaşan düğmelerle ilgili ilk kurumsal yapılanma düğme imalatçıları loncasının kuruluşuyla olmuştur. Bu lonca 1250’de Fransa’da kurulmuştur. Aslında o kadar gelişmeye rağmen düğmeler o dönemde bile tam manasıyla işlevsel değildi ama hâlâ çok değerliydiler. Hatta öyle ki mücevher olarak kabul ediliyorlardı. Bu nedenle tüketim kanunlarıyla düğmenin kullanımı kısıtlanmıştı.


Düğmeye atfedilen değer öyle bir boyuttaydı ki mesela Orta Çağ’da çok fazla düğmeli kıyafet giymek zenginlik anlamına geliyordu. Vintage Delirium mağazasının yaratıcısı – Küratör, çağdaş sanat koleksiyoncusu ve moda danışmanı olan Franco Jacassi aynı zamanda dünyanın en büyük düğme koleksiyoncusu olarak kabul edilmektedir. Franco bu dönemi “borcumuzu takım elbisemizden bir düğme çekerek ödeyebileceğimiz bir zaman” olarak tanımlıyor. İtalyanlar ise hâlâ güçlü liderlerin buluştuğu odaları “düğme odaları” olarak adlandırıyorlar.


Rönesans Dönemi Düğme Modası


Avrupa’da Rönesans’tan sonra düğmeler diğer pek çok şeyde olduğu gibi giderek daha barok ve ardından da rokoko tarzına büründü. Bu anlamda daha uç örneklerden de bahsetmek mümkün. Mesela kurutulmuş çiçekler, saç tutamları, minik böcekler gibi hatıraları saklamak için yapılan habitat düğmeler vardı. Zenginler arasında ise süslü düğmeler modaydı. Kadınlar için kıyafet giymek yardım gerektiren bir eylemdi. Soylu bir aileye sahip kadınların genel olarak yardımcıları vardı. Erkekler ise genellikle kendi gömleklerini kendileri giyerlerdi. Düğmeler, erkek gömleklerinde genellikle sağ tarafta yer almaktaydı. Kadın gömlek ve elbiselerinde ise düğmeler sol tarafta bulunuyordu. Bunun birçok sebebi vardı. Bebekleri kolay emzirmeleri için düğmeler sol tarafta yer alıyordu. Bir başka teori de at binerken kadınlar genellikle sağa doğru yan durduklarından düğmeler sola koyulmuştu. Erkeklerin düğmelerinin sağda olmasının bir nedeni olarak da silah kullanmaları gösterilmekteydi. Havelock Ellis, bir kitabında kadın giysilerinin sağdan sola iliklenmesinin, kadınların güç ve hız açısından erkeklerden daha aşağı göründüğünün bir kanıtı olduğunu yazmıştır. Bir başka teoriye göreyse kıyafet üreticilerinin erkek ve kadın giyimini ayırt etmek için kullanıldıkları bir yöntemdir.


Siyasi Düğmeler


George Washington’un 1789 yılında dünyayı ilk siyasi düğmeyle tanıştırdı. Bakır, pirinç veya sheffield levhadan yapılmış olan bu düğmeler siyasi kampanyalar için kullanılıyordu. Siyasi düğmeler, Lincoln’ün 1864 yılında yeniden seçim kampanyası sırasında daha da tanınır hale gelerek çok daha modern bir şekle bürünmüştür.


Düğme Yapımı


Düğme her ne kadar başlarda zenginler tarafından kullanılıyor olsa da yoksul insanların kıyafetlerinde de düğmeler bulunuyordu. Ancak onların kullandığı düğmelerin yapımı soylu ailelere nazaran daha zahmetli oluyordu. O yüzden 20. yüzyılın başlarına kadar sömürge Amerika’sında işçi sınıfı aileleri eğer bir düğme kalıbına sahipse kendilerini şanslı saymaktaydılar. Bu arada düğme kalıbı sıcak kömür yatağında ısıtılıyor ve içerisi kurşun ya da kalayla dolduruluyordu. Yapılan bu işlemin ardından ortaya çıkan düğmeler daha sonrasında kumaş veya çeşitli süslemelerle kaplanıyordu. Evde yapılan düğmeler aynı zamanda satılarak gelir kaynağı oluyorlardı.


Sanayi Devrimi / 1760


Düğmenin İcadı Sanayi Devrimi

Sanayi Devrimi ile birlikte düğme yapımı da hız kazandı. Bu dönemde cam ve sedef düğmelerden bunlara nazaran daha ucuz olan tel düğmelere kadar, bir dizi yeni düğme çeşidi ortaya çıktı.


Viktorya Dönemi /1837- 1901


Bu dönemle birlikte pahalı süs düğmelerine olan ilgi iyice arttı. Kraliçe Victoria, kocası Albert’in ölümü üzerine oymalı siyah yas düğmelerini takarak imparatorluk boyunca sürecek bir yas modası başlatmış oldu. Toplu halde üretilecek kadar ucuz hâle geldiklerinde ise düğmeler ayakkabılar da dahil olmak üzere çoğu giysi türünde kullanılmaya başlandı.


Günümüz


Düğmenin İcadı Günümüz

Günümüzde ise düğmeler genellikle kozein, naylon asetat ve akrilik gibi sentetik gereçlerden üretilmektedir. Özellikle renkli düğmeler sentetik düğmelere örnek olarak gösterilebilir. Altın ve inci görünümlü düğmelere de günümüz modasında sıklıkla rastlanmaktadır. Tarih boyunca çeşitli amaçlar için kullanılan düğmeler günümüzde özellikle moda sektörünün vazgeçilmez parçalarından biri haline gelmiştir.


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

RENKLER BİZE NE SÖYLÜYOR?

RENKLER BİZE NE SÖYLÜYOR?

Siz de renklerin ruhları olduğuna inanıyor musunuz? Gördüğümüz, dokunduğumuz her şeyin renksiz olduğunu hayal edin… Çok eski zamanlardan günümüze toplumlar, birçok renge farklı farklı anlamlar yüklemişlerdir.
GÖZ ALICI DEĞERLİ TAŞLAR

GÖZ ALICI DEĞERLİ TAŞLAR

Elmaslar, zümrütler, yakutlar… Hemen hemen her kadının ve erkeğin ilgisini çeken ve yüzyıllardır değerini güçlü bir şekilde koruyan değerli taşların tarihi günümüzden 30 bin yıl öncesine kadar uzansa da, bu değerli taşların şekillendirilip işlenmesine ve mücevher yapımına ilk olarak M.Ö 4. binyıl sonlarında Mezopotamya’da, Mısır’da ve Anadolu’da rastlanmıştır.
KOKUNUN TARİHİ VE PARFÜMLER

KOKUNUN TARİHİ VE PARFÜMLER

Koku; bir ortamda bulunan kimyasalların, belirli reseptörler üzerinde meydana getirdikleri elektrokimyasal uyarıların beyin tarafından değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan hissin adıdır. İnsanlar, yaklaşık 10.000 farklı kokuyu algılayabilmektedir.